ÇOCUKLUĞA DAİR NE VARSA GÜZELLİKTİR, BIRAKIN DA ÖLE KALSIN…
Çocuk nedir diye bir soru sorduğumuzda önce çocukluğumuz gelir aklımıza, yaşımız ne olursa olsun, nasıl çocukluk geçirmiş olsak da kocaman bir tebessüm yerleşir yüzümüze…
Hayatımızın unutulmaz anlarında biridir çocukluğumuz. Yaşadığımız ilk deneyimler, oynarken düşüp acı çektiğimiz anlar bizim yıllar sonra gülerek anlattığımız hatıralara dönüşür. Yıllar öncesine döndüğümüzde arkadaşlarımız, oyuncaklarımız sanki yanı başımızda duruyormuş gibi hala canlıdırlar hafızamızda. Her şeyi merak eder peşine düşer ve bazen de annelerimize çaktırmadan karıştırırdık bu bize yeni deneyimlerin, yeni yaşantıların kapılarını aralardı. Bazen bir şeyi yapmak için çaba gösterir ve başaramazdık ama bıkmaz yapana kadar yeniden denerdik. Enerjimiz de, işlerimiz de hiç bitmezdi. Çünkü bizim en önemli uğraşımız oyunumuzdu. Hayal dünyamız o kadar genişti ki bazen büyüklerimiz bize yetişemez pes ederlerdi. Bizimse o hayali düşünmemiz bile mutluluk olurdu yüzümüze dökülürdü, etrafımıza neşe saçardık. Ama bazen de annemizi, babamızı şaşırtıp hatta bazen de üzerdik. Diyoruz ya çocuk işte hemen unuttururduk. Sevinçlerimiz kederlerimizin ötesindeydi. Umut doluyduk mavi gökyüzü kadar, bir gökkuşağı kadar da renkliydik. Bize bu rengi ilk verenler elimizden ilk defa tutan anne ve babamızdı. Hala ellerimde onların sıcaklığı, yüzümde onların tebessümü var. İlk adım attığımda ve yürüdüğümde, hayatı tırmandığım her basamakta çocukluğum tutar ellerimden ve aydınlatır yolumu. Ödünç aldım çocukluğumu yaşamıma dair iz bıraksın da yaşama tutkum, zevkim bitmeyen hayallerim canlı kalsın diye… Belki böylece dokunurum hayata, insanlara, çocuklara …..
0 yorum:
Yorum Gönder